Melek Grupları ve Meleklerin Vazifeleri

Melekler başlıca 3 grupta toplanabilir:

1. İlliyyûn – Mukarrebûn melekleri,

2. Müdebbirât melekleri,

3. İnsanla alâkalı melekler…

* İlliyyûn – Mukarrebûn Melekleri:  Bunlar her an Cenâb-ı Hakk’ı zikirle, O’nu noksan sıfatlardan tenzihle ve her türlü kemâl vasıflarıyla takdîsle meşguldürler. Allah’ın mârifeti ve muhabbeti içinde kendilerinden geçmiş haldedirler.

*Müdebbirât Melekleri:  Bunlar kâinatı idare eden, düzenini, nizam ve intizamını te’min eden İlâhî Kanunları tatbik ile vazifeli meleklerdir. âlemde, Allah’ın irâde ve kudretinin tecellilerine nezaretçi ve seyirci durumundadırlar.

* İnsanla İlgili Melekler:  Bu meleklerin başında Cebrâil (as) gelir. Vazifesi, İlâhî vahyi peygamberlere ulaştırmaktır. Bu sebeble, ona Vahiy meleği de denir. İnsanla alâkalı meleklerin diğer bir görevi de, Allah’ın Peygamberlerine ve salih kullarına kuvvet vermek, sıkıntılı ve üzüntülü zamanlarında onları teselli etmek, mâneviyatlarını yükseltmek, gerekirse fiilen yardım yapmaktır. Asr-ı Saâdette cereyan eden Bedir, Uhud ve Huneyn harblerinde meleklerin mü’minlere fiilen yardım ettiklerini Kur’an bize haber vermektedir. İnsanla alâkalı meleklerin bir başka görevi de, insanlara iyi ve hayırlı şeyleri telkin etmek, böylece onların doğru yola girmelerini, ruhen yükselmelerini sağlamaktır. Bu kısma giren meleklerden bâzılarının özel vazifeleri vardır:

* Hafaza Melekleri:  Her insanda hafaza adlı iki melek vardır. Bunlar insanların iyi-kötü her türlü hareketlerini, söz ve davranışlarını yazarlar. Kur’an’da bu meleklere Kirâmen Kâtibîn ismi verilir.

* Münker – Nekir Melekleri:  Öldükten sonra insanı kabirde sorguya çeken, “Rabbin kim, dînin ne, peygamberin kim?” gibi sualleri soran meleklerdir.

* Azrâil (as): İnsanların ruhlarını kabzetmek, bedenlerden çekip almak ile vazifelidir. Melekü’l-Mevt, yani, ölüm meleği adı da verilir.

* Mîkâil (as): Rızıkları sahiplerine ulaştırmak ve yağmur, rüzgâr gibi tabiat hâdiselerini Allah’ın irâdesine göre düzenlemekle meşgul melektir.

* İsrâfil (as):  Sûr adı verilen boruyu öttürüp kıyâmetin kopuş zamanını ilân ile vazifeli melektir. İsrâfil (as) kıyâmetin kopup kâinatın yıkılmasından ve bütün canlıların ölümünden sonra, Sûr’a ikinci bir defa daha üfleyecek, bu üfleyişle insanlar dirilerek kabirlerinden kalkacak, Mahşer meydanında toplanacaklardır.

Mehmet Dikmen

Melekler Kur’an-ı Kerim Okurlar Mı Yoksa Sadece Dinlerler Mi?

Hadis kaynaklarında diğer meleklerin Kur’an okuduklarına dair bir bilgiye rastlayamadık. Ancak, diğer zikirleri dinledikleri gibi, Kur’an’ı da dinlerler ve okuyanlara dua ederler.

“Arşı taşıyanlar ve onun etrafında bulunan melekler, hamd ile Rablerini tesbih edip O’na iman ederler ve müminler için şöyle mağfiret diler ve dua ederler.: “Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde, tevbe edenlerin ve yoluna uyanların günahlarını bağışla ve onları cehennem azabından koru! Rabbimiz! Onları ve atalarından, eşlerinden ve nesillerinden sâlih olanları kendilerine vâd ettiğin “Adn” cennetlerine koy. Şüphesiz ki Sen, her şeye gâlipsin, hüküm ve hikmet sahibisin” (Mümin, 40/7-8).

Bu ayetlerde, kulluklarını yerine getiren müminler için, meleklerin dua ettikleri bildirilmektedir. Kulluk vecibelerinin başında Kur’an okumak gelir. Demek ki, onu da dinlerler.

Aşağıdaki hadis de meleklerin Kur’an’ı dinlediklerini görmek mümkündür:

Hz. Bera anlatıyor: “Bir adam, yanında iki iple bağlı olan atı olduğu halde, Kehf suresini okumuş, bir bulut gittikçe yaklaşarak onu kuşatıvermiş ve bundan ötürü at ürkmeye başlamıştır. Sabahleyin bu olayı Hz. Peygamber(a.s.m)’e anlattı. Efendimiz: “O bir sekinedir, Kur’an sebebiyle inmişti” (Buharî, Fadailu’l-Kur’an,11; Müslim, Musafirin, 240). Bu hadiste “sekine” olarak ifade edilen husus, Bakara suresinin okunmasıyla ilgili diğer bir hadiste “melekler” olarak ifade edilmiştir(bk. Buharî, Fadailu’l-Kur’an, 15).

Hadisteki sekine konusunda değişik görüşler ileri sürülmüştür. Bunlardan tercih edilen görüş, İmam Nevevî’nin ifade ettiği gibi, Kur’an okunurken, inen Sekineden maksat,  içinde rahmet, sükunet, vakar bulunan ve bir bulut görüntüsünü veren bir mahluktur ki, beraberinde melekler vardır(bk. Nevevî, İbn Hacer, ilgili hadisin şerhi).

Kadın Evde Başörtüsüz Durursa Eve Melekler Girmez Mi?

Bazı hadislerde “köpek ve kutsal sayılan resim ve heykelin bulunduğu evlere meleklerin girmeyeceği” ifade edilmiştir. Bir hadiste de, Hz. Aişe namahreme göre açık  iken, Cebrail gelince Peygamberimiz’in ona örtünmesini söylediği zikredilmiştir. Bu son hadisi bütün meleklere ve bütün insanlara genellemek doğru değildir. Âyetleri ve hadisleri bir arada değerlendiren ve yorumlayan âlimler (fıkıhçılar, tefsirciler, hadis açıklayıcıları) kadınların kimlere karşı nerelerini açacakları ve nerelerini kapatacakları konusunda açık seçik bilgiler vermişlerdir. Buna göre bir kadının evinin içinde veya başka yerde yalnızca kocasına karşı açamayacağı bir yeri yoktur. Kocası dışında kalan bir kısım yakın akrabasının yanında da başını, kollarını, dizlerine kadar bacaklarını, gerdanını, göksünü açması caizdir. “Caiz” demek (hükmü), “mekruh değil” de demektir. Eğer genel olarak melekler avret yerlerinin açılmasından rahatsız olsalardı ve bu yüzden de açılmaması Şâri tarafından istenseydi, bunu bildiren âyet ve hadis olsaydı yukarıdaki “caiz” hükmü verilmezdi.

Hayrettin Karaman

Melekler, Kişilerin İyilik ve Kötülüğe Niyet Ettiğini Anlayabilir Mi?

Hz. Süfyan bin Uyeyne’ye: “Bir insan, bir işi yapmaya niyet eder, sonra yapmazsa, o kimse o ameli işlemediği halde, Kirâmen Kâtibîn melekleri nasıl yazarlar?” diye sordular. Cevaben buyurdu ki: “İnsanın iyiliğini ve kötülüğünü yazan melekler gaybı bilmezler. Lâkin güzel ve hayırlı bir amel yapmayı kalbinden geçirince, kişiden misk gibi güzel kokular yayılır. Melekler bu kokuyu aldıkları zaman o kimsenin iyilik yapmaya niyet ettiğini anlarlar. Kötülük yapmağa niyet ettiğinde de, kişiden rahatsız edici bir koku yayılır. Bu kötü kokudan melekler o kimsenin kötülük yapmaya niyet ettiğini anlarlar. Güzel amel işlemeğe niyet edince, kul yapmasa da melekler o niyeti yazarlar. Kötülüğe niyet edince ise, o kötülüğü yapmadıkça yazmazlar. Bu, Allah Teâlâ’nın kuluna fazl ve ihsanındandır.”

Melekler Nasıl Varlıklardır?

Melekler Allah`ın nurdan yarattığı, gözümüzle göremediğimiz ruhanî varlıklardır. Melekler, sırf hayır işlemek ve Allah`a ibâdette bulunmak için yaratılmışlardır. Kötülük yapmaya kabiliyetleri yoktur. Çünkü Allah onlara, şehvet ve gazap gibi kötülüğe itici duygular vermemiştir. Meleklerin bizim gibi yemeleri içmeleri, yatıp uyumaları, evlenip çoğalmaları da yoktur. Onlar için erkeklik – dişilik söz konusu değildir. Gökte, yerde, her tarafta bulunurlar; kısa zamanda en uzak mesafeleri aşıp gitmeye, diledikleri şekil ve surette görünmeye güçleri yeter. Allah, onlara bu kuvveti vermiştir. Melekler, gece gündüz Allah`a ibâdetle, zikir, tesbih ve takdîs ile meşgul olurlar. Bu, onların gıdası hükmündedir. Allah`a asla isyan etmez, onun emirlerinden zerre kadar dışarı çıkmazlar. Mâsum ve itâatlidirler.

Mehmet Dikmen

Melekler De Cinler Gibi Çağırılabilirler Mi?

Cinlerin biz insanları görmeleri birkaç şekilde cereyan eder. Yapısı uygunluk arz eden canlıların içine nüfuz ederek, o canlıların beynini, gözlerini ve duyu organlarını kullanarak olabilir. Yani, insanın veya hayvanın içine yerleşerek, onların gözleriyle fizik alemine bakabilirler. Şehadet alemindeki perdenin herhangi bir sebepten açılması veya bizim boyutumuzun yırtılması ile, bizleri görebilirler.

Loş, ıssız, tenha, hali, metruk yerler fizik alem ile metafizik alem arasında bir koridor meydana getirir. Ama bunu fiziki olarak mevcut imkanlarla ifade edemiyoruz, yalnız ilerde ilim ve teknoloji, bu menfez ve koridorları tespit edebilecektir.

Bu hakikatlerin ışığı altında, eğer bir koridor veya menfezin yakınında bir yerleşim yeri, bir ev, bir insan topluluğu bulunursa, oradaki insanların büyük bir çoğunluğu, yapı ve karakterlerine göre rahatsızlanır. Kimisi ayılıp bayılır, kimisi kriz geçirir, kimisi gece karanlıkta uyuyamaz, kimisi devamlı tedirgin, evhamlı, bir hal alır, huzursuzluklar artar, kavga ve dövüşler çoğalır. Eğer metafizik alemi bilen bir kişi orayı incelese, bu olayları çözer. Kendi ilmi ve kabiliyetine göre, bazı tedbirler alabilir. Şarlatan ve istismarcılar ise, kendisine her geleni “sana büyü yapılmış”, “sana sihir ve muska yazılmış” diyerek insanları sonu gelmeyen bir maceraya iterler.

Yukarıdaki bilgilerden de anlaşılacağı üzere cinleri çağıran her insana cin görünmez. Ayrıca halk arasında yapılan ve değişik usluplarla cin çağırmakla cinler gelmeyeceği gibi melekler de gelmez.

Melekler nurani ve hayır üzerine yaratılan varlıklardır. Bir yerde ibadet edilirse, Kuranı Kerim okunursa, Allahın ismi zikredilirse o meclise melekler gelir. Günah işlenen, içki içilen ve kumar oynanan meclislere ise melekler gelmeyecektir.

Meleklerin Akıl, Şuur ve İrade Durumu

Bir canlının imtihan edilebilesi için, şu üç unsuru bir arada taşıması gereklidir; akıl, şuur ve irade.

Nasıl ki tek başına; aklı olmayan ya da şuuru olmayan ya da iradesini kullanamayan insan yaptıklarından sorumlu değilse ve o an için imtihanda değilse, bunlardan birini üzerinde bulundurmayan başka canlılar da imtihan edilemezler.

Melekler de imtihan edilmiyorlar.Çünkü onlar iradeye sahib değillerdir.Fakat melekler, akıl ve şuura sahiptirler.Çünkü şuurlu bir canlı ne yaptığının bilincindedir.Eğer melekler şuurlu olmasalar idi verilen görevleri tam manasıyla yerine getiremezlerdi.Akıl sahibi olmasalar idi yine aynı şekilde görevlerini aksatabilirlerdi.

Kur’an’a; Allah, yeryüzünde insanları yaratacağı zaman bunu zikretmiş ve melekler de yeryüzünde kan dökecek canlılar mı yaratacaksın diye karşılık vermişlerdir.Bu da onların akıl sahibi varlıklar olduklarını göstermektedir.

Melekler akıl ve şuurludurlar.Fakat iradeleri yani seçme hakları yoktur.Allah ne emretmiş ise, o emri yerine getirmekle görevlidir.Onlar, her daim Allah’ı anmakla ve itaat etmekle görevlidirler.

Kur’an’da Hz. Meryem’in Bir Yerde Meleklerle Bir Yerde Ruh’la Konuştuğu Belirtiliyor.Bu Bir Çelişki Midir?

Her iki olay da farklı zamanlarda olmuştur. Birinde Melekler diğerinde ise Ruh (Cebrail)konuşmuştur. Nitekim Meleklerin müjdesi daha hamile değilken ve ibadethanede kalırken olmuştur. Bunu ayetlerin içinde de görmek mümkündür. “Saygı dolu bir gönülle huzurunda durup Rabbine ibadet et, secdeye kapan ve rükû edenlerle beraber rükû et.” emri ile “Allah, Kendisi tarafından bir kelime vereceğini sana müjdeliyor” açıklaması da bunu gösterir.

Meryem’in meleklerle konuştuğundan bahsedilen ayetlerde bir yerde tek melek olduğu diğer yerde çoğul bir ifade olduğu dolayısıyla bu iki ayet grubu arasında bir çelişki oluştuğu iddia edilmektedir. Bu iddianın doğrusunu öğrenmek için ilk önce ayetlere bakalım:

(Zekeriya) “Rabbim, bana bir alamet (ayet) ver.” dedi. “Sana alamet, işaretleşme dışında, insanlarla üç gün konuşmamandır. Rabbini çokça zikret ve akşam sabah O’nu tesbih et.” dedi. Hani melekler: “Meryem, şüphesiz Allah seni seçti, seni arındırdı ve alemlerin kadınlarına üstün kıldı.” demişti. “Meryem, Rabbine gönülden itaatte bulun, secde et ve rüku edenlerle birlikte rüku et.” ( Âli İmran Suresi ( 41-43)

Sonra onlardan yana (kendini gizleyen) bir perde çekmişti. Böylece ona ruhumuz (Cibril’i) göndermiştik, o da, düzgün bir beşer kılığında görünmüştü. Demişti ki: “Gerçekten ben, senden Rahman (olan Allah)a sığınırım. Eğer takva sahibiysen (bana yaklaşma).”Demişti ki: “Ben, yalnızca Rabbinden (gelen) bir elçiyim; sana tertemiz bir erkek çocuk armağan etmek için (buradayım).” (Meryem Suresi – 17-19)

Bu iki ayet grubu okunduğunda farklı iki olay anlatıldığı görülmektedir. Meryem suresindeki ayetlerde Meryem’in Cebrail ile karşılaşmasından söz edilir. Âli İmran suresindeki ayetlerde ise anlatılan farklı bir olaydır. Burada başka bir yerde, başka bir zamanda Meryem ile meleklerin konuşmasından söz edilmektedir.

Dolayısıyla bir yerde çoğul meleklerden söz edilmesi ile diğer yerde tek ruhtan (Cebrail) söz edilmesi arasında bir çelişki yoktur. Ayetlerin bahsettiği iki farklı olayı ve zamanı bir olay gibi göstermek bir yanılgıya neden olmaktadır. Bu açıdan her iki olay da ve olayların gerçekleştiği zaman da farklıdır. İki olayın anlatıldığı mekanların ve konuların farklı olduğunu görmek için ayetleri okumak yeter:

Hani Melekler dediler ki: “Meryem! Muhakkak ki Allah seni seçti. Seni tertemiz kıldı hatta seni dünyadaki bütün kadınlara üstün kıldı. “Meryem! Saygı dolu bir gönülle huzurunda durup Rabbine ibadet et, secdeye kapan ve rükû edenlerle beraber rükû et.”

“– İşte bunlar gayb kabîlinden haberler olup onları Biz sana vahyediyoruz.

Yoksa onlar Meryem’i kimin himaye edeceğine dair kur’a çekerlerken ve birbirleriyle tartışırlarken sen yanlarında bulunmuyordun.

– Gün geldi, melekler ona: “Meryem! Allah, Kendisi tarafından bir kelime vereceğini sana müjdeliyor.

Adı Îsâ, lakabı Mesih, sıfatı Meryem oğludur.

Dünyada da âhirette de itibarlı, Allah’a en yakın kullardan olacaktır.

– Beşiğinde de, yetişkinliğinde de insanlara hitap edip onlarla konuşacak, salih insanlardan olacaktır.”

– Meryem: “Ya Rabbî, bana hiçbir erkek eli değmediği halde nasıl olur da çocuğum olabilir?” deyince, Allah şöyle buyurdu:

“Öyle de olsa, Allah dilediğini yaratır; Zira O, bir şeyin var olmasına hüküm verince sadece “ol” der, o da derhal oluverir.”

Diğer olay da ise Hz. İsa aleyhisselamın doğumuna yakın ve doğumundan sonra insanlardan ayrı bir yerdeyken Ruh’un konuşmasıdır. İlgili ayetler de şöyledir:

Derken doğum sancısı onu bir hurma ağacına dayanmaya zorladı. “Ay!” dedi, “n’olaydım, keşke bu iş başıma gelmeden öleydim, adı sanı unutulup gitmiş biri olaydım!”

– Derken, Ruh, ona aşağıdan şöyle seslendi: “Sakın üzülme!” dedi, “Rabbin senin alt yanında bir su arkı meydana getirdi.”

– “Haydi, hurma dalını kendine doğru silkele, üzerine taze hurmalar dökülsün.”

– “Artık ye, iç, gözün aydın olsun!

Eğer herhangi bir insana rastlarsan:

“Ben Rahman’a oruç adamıştım,” de,

“o sebeple bugün hiç kimseyle konuşmayacağım”

Bu ayetlerden de anlaşılacağı üzere Meleklerin konuştuğu zaman ve mekan ile, Ruh’un konuştuğu zaman ve mekan farklıdır.

Melekler Allah’ın Kızları Mıdır?Meleklerin Cinsiyeti Var Mıdır?

Melekler haşa Allah’ın kızları değil O’nun kullarıdır.

İmanın şartlarından ikincisi meleklere inanmaktır. Melekler, nurdan yaratılmış varlıklardır. Onlar yemezler, içmezler, erkeklik ve dişilikleri yoktur.

Melekler, Allah’ın sevgili kullarıdır. Allah’ın emirlerini kusursuz yerine getirirler, hiç günah işlemezler.

Yüce Allah, varlıkları çeşitli şekillerde yaratmıştır. Bunlardan kimisi bizim görebileceğimiz, kimisi de göremiyeceğimiz şekildedir. İnsan, bazı varlıkları göremiyor. Çünkü, insanın gözü her şeyi görebilecek durumda yaratılmamıştır, görme yeteneği sınırlıdır.

Meselâ; çok küçük bir cismi göremediğimiz gibi; havayı, rüzgârı, rûhumuzu ve aklımızı da göremiyoruz. Telden geçen elektrik akımı da görülmüyor. Halbuki göremediğimiz bu şeylerin var olduğunu biliyoruz. İşte melekler de var olduğu halde görülmeyen varlıklardır.

Melekler nurdan yaratılmış lâtif varlıklar oldukları için biz onları göremiyoruz. Fakat meleklerin varlığına inanıyoruz, çünkü meleklerin varlığını Allah Teâla Kur’an-ı Kerim’de haber vermiş, Peygamber Efendimiz de melekleri hem görmüş, hem de bize bildirmiştir. Yüce Allah’ın ve sevgili Peygamberimizin bildirdiği her şey doğrudur. Bu sebeple biz, meleklerin varlığına kesin olarak iman ediyoruz.

Melekler: yerde, göklerde, çevremizde ve her yerde bulunurlar. Sayılarını ancak Allah bilir. Her birine Allah’ın verdiği görevler vardır.

Bazıları devamlı olarak Allah’a ibadet eder. Bazıları da kâinatın tertip ve düzeni ile vazifelidirler. İnsanların gücünün erişemiyeceği büyük işler yaparlar. İnsanlara iyiliği telkin eden, kötülüklerden koruyan, sıkıntılı zamanlarda müminlerin yardımına gönderilen melekler de vardır. Yüce Allah, meleklerin varlığı ile sonsuz kudretini göstermiştir.

Melekler Uçar Mı Yüzer Mi?Melekler İçin Yüzme Tabiri Kullanılmasından Maksat Nedir?

Kur’an’da yalnız Naziat suresinin 3. ayetinde “sabihat=yüzenler” olarak ifade edilenlerin melekler olduğuna dair yorumlar vardır. Bunun yanında değişik yorumlar da söz konusudur(bk.Taberî, İbn Kesir, ilgili ayetin tefsiri). Hz. Ali, Hz. Abdullah b. Mesud’dan bunların melekler olduğuna dair rivayetler vardır(bk. İbn Kesir, ilgili ayetin tefsiri). Bu rivayetler esas alındığında, ayetin manası, birkaç şekilde yorumlanmıştır:

a. Mucahid’e göre, melekler gök ve yerin ufuklarında süratle gezdikleri için, mecaz olarak onlara yüzenler” denilmiştir. Nitekim, süratli at için de aynı tabir kullanılır(Taberi, İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri).

b. Yine gelen bir rivayete göre, Hz. Ali ve Hz. Abdullah b. Mesud tarafından buradaki “sabihat”; “Müminlerin canını alırken yumuşak davranan, nefislerde dalgıç gibi yüzen melekler” şeklinde açıklanmıştır(Razî, ilgili ayetin tefsiri).

Demek ki, ayette geçen “yüzenler” tabiri, melekler için kabul edildiğinde, mecaz bir ifade olarak kabul edilmiştir, gerçek bir yüzme anlamında değildir.

Bu Surede, “şiddetle çekmek”, “yavaşça çekmek”, “yüzüp gitmek”, “yarışıp geçmek” ve “iş çevirmek” gibi beş işi yapanlara yemin edilmiş, cevabı da daha sonra gelenlerden elde edilen karine ile bilindiği için zikredilmemiştir ki, “Bunlar olacak, o kıyamet ve öldükten sonra dirilme gerçekleşecek.” demektir.

Bu âyetlerin içinde geçen bu kelimelerin birçok mânâya gelme ihtimalinden dolayı tefsirciler birçok yorum nakletmişlerdir:

1- Hepsi meleklerdir: “boğa boğa, daldıra daldıra şiddetle can alan melekler”, yahut “kâfirlerin canını alan azap melekleridir.” Nâşitât, tatlı ve yumuşak bir şekilde can alan, müminlerin ruhlarını alan rahmet melekleridir. Sâbihât, ilâhi emir ile ufuklardan gelip giderek iş yapan veya can alırken nefislerde dalgıç gibi dalıp yüzen meleklerdir. Sâbikât, kâfirlerin ruhlarını cehenneme, müminlerin ruhlarını cennete götürmek için yarışıp giden meleklerdir. Müdebbirât-ı emr ise, yüce Allah’ın, âlemin düzeninde emir altına verdiği, memur kıldığı işlerde, işi yönetip idare eden melekler, yahut meleklerin elçileridir.

2- İnsanların nefisleridir: Bunun da iki ayrı yorumu vardır. Birisi, bedenlerinden ayrılan erdemli nefisler ki alışıp kaynaştıkları ve hayır kazanmak için araçları ve binitleri olan bedenlerinin şiddetle her noktasından ayrılır ve bununla beraber melekler ve ruhlar âlemine arzu ve neşe ile çıkar, orada yüzer ve sonra geçip mukaddes bölgeye gider, sonra da şeref ve kudreti nedeniyle iş yöneten melekler sırasına ve hatta onlardan ileri geçerler. Çünkü ölümden sonra ruhların bu âlemde bile nice eser ve halleri görünür. Onların manevî ve ruhî özelliklerinden istifade edilir. İkincisi, ölümden önce bir tarikata katılarak ibadet edip nefis mücadelesi vermek suretiyle içini ve dışını temizleyen ve ilâhî bilgilerde yükselen erdemli nefisler denilmiştir ki, bunlar şehevi arzularından sıyrılır, mukaddes âlemin hasretini çeker. Olgunluklara yükselme mertebelerinde yüzer, sonra kusurlu ve eksik nefislerin terbiyecisi ve olgunlaştırıcısı olur.

3- Gâziler veya elleri veya atları ki, elleri silahlarını doldurur çeker, oklarını, mermilerini kolayca atarlar, karada ve denizde yüzer giderler, düşmanla savaşta yarışıp ileri geçerler, sonra onların işlerini yönetirler. Bu özellikler gazilerin atlarında da düşünülebilir. Şu kadar var ki, atların iş yöneticisi olmaları, sebebiyet alakası ile mecaz olur. Yani atlar iş çevirip yönetmeye sebep oldukları için, mecaz olarak onlara da iş çevirici denilebilir.

Meâlden bu üç mânâ anlaşılabilir.

4- Yıldızlar denilmiştir: Fakat bunlar hakkında “iş çevirici” nitelemesini yapmak doğru olmaz. Bu, yine melekler olmalıdır.

Bunları çeşitli şekillerde düşünmek isteyenler de olmuştur. En açığı melekler veya erdemli nefisler veya dilimizce daha kapsamlı olmak üzere kuvvetler demektir. Bunlara yemin edilerek kıyamet ve öldükten sonra dirilme olayının meydana geleceği vurgulu bir şekilde kesin olarak haber verilmiştir. (Bkz. Elmalılı, Tefsir, ilgili ayetlerin tefsiri)

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.